Kazandibi Bir Tatlı Adı


Kazan Dibi Bir Tatlı Adı

Kuzguncuk'ta bir vitrinde gördüm. Birçok tatlı çeşidi vardı. Her  renge boyanmış, sanki oyuncak gibi duran arasında krema olduğunu düşündüğüm küçük yassı toplar. Bisküvi mi kek mi olduğunu anlayamadığım krema arasında süslenmiş fakat tabak yerine bardağa konmuş bir tatlı. Biz önceden bardakla su içerdik. Şimdi ise tatlı koyuyorlar . Suyu ise yanlarından hiç ayırmadıkları içinden kamış çıkan plastik şişelerden içiyorlar. Plastik şişedeki suyun tadı da bir farklı oluyor. Alışamadım hala yeni icat şeylere. Yaşlılıktan mıdır nedir söylenmek adet oldu bende. Sanki beni dinleyen varmış gibi. 

Vitrinin önünde gereğinden fazla kalmış olmalıyım ki; içerden genç bir kız seslendi 'baktığınız bir şey varsa ben yardımcı olayım' dedi. Daracık pantolonun üzerine sanki babasının gömleğiymiş gibi duran bir gömlek giymişti. gömleğin önünü düğüm atmış. Saçlarının ön kısmında uzun iki örgü yapmış. Bizim zamanımızda kızlar kâkül bırakırdı. Ne güzel olurlardı. 16 ya da 17 yaşında olmalıydı yüzünden anladığım kadarıyla. Yarı sabırsız yarı memnuniyetsiz tavırla cevap vermemi ya da oradan çekip gitmemi bekliyordu. Ka-ka-kazandibi diye kekeledim bir anda. Anlamadı sandım tekrarladım, 'kazandibi var mı?' 'O, bizde yok amcacığım' dedi 'başka bir şey verelim istersen, magnolya verelim?' diye ekledi. Tatlıların tuhaf görüntüsü kadar adları da tuhafmış anlaşılan. 

Her şey ne kadar çok değişti. Oysa biz çocukken böyle tatlılar görmedik. Rahmetli annem çok güzel sütlaç yapardı. Üst komşumuz Perihan teyze de çok güzel aşure yapardı ama içlerinden biri vardı ki kendinden önce adı ile tanıştığım ve ne olduğuna anlam veremediğim tatlı. Kazandibi. Bu kelimeyi ilk duyduğumda annem ve abim ve o zaman bir bebek olan kız kardeşim annemin bir arkadaşına misafirliğe gitmiştik. Birden o fotoğraf canlandı gözümde. Sahi nerede şimdi o fotoğraf? Hay Allah! Annem pencerenin kenarında oturmuş arkadaşı ile sohbet ediyorlardı. Biz de abim ile yanımızsa götürdüğümüz tahta bir kamyonet oyuncakla oynuyorduk. Halının üzerindeki şekillerden yol yapıyor kendi hayal dünyamızda eğleniyorduk. Arada bir annemler ne konuşuyorsa kulak kesilip sorular soruyorduk. Kardeşim henüz bebek olduğu için o bizimle oynayamıyor annemin kucağında plastik oyuncağı diş yerlerine sürtüyordu. Konuşmaları sırasında annemin 'kazandibim benim o' dediğini duydum. Kazandibi mi? Tatlı mı? Perihan teyze yeni bir tatlı yapmış olmalı. Merak etmiştim. Kazandibi nasıl bir tatlıydı acaba. kazanda mı yapılıyordu? İyi ama o kadar tatlıyı kim yiyecekti? Hem kazan dibi tadı acı gibi hissettim. Çünkü bir kere annem pilav yaparken yemeği ocakta unutup 'dibi tuttu' demişti. o pilavın tadında bir acılık vardı. Bu tatlı da mı acıydı? Merakım iyice artmıştı. Perihan teyze bir ara mutfağa gitti ve tabak sesleri gelmeye başladı. Oyuncağı abime bırakıp pencerenin önüne annemin yanına iliştim. Bir an önce merakımı gidermek istiyordum. Perihan teyze elinde bir tepsi ile mutfaktan çıkıp geldi. Tepsiyi anneme doğru uzattı. Eee, bu... Bu bildiğimiz aşureydi. Perihan teyzenin her zaman yaptığı aşure. Kazandibi nerede? Anneme merakla dönüp 'kazandibi nerede?' diye sordum. Kısa bir sessizlikten sonra annem ve Perihan teyze kahkaha atmaya başladılar. Onlar güldükçe ben yanlış bir şey söylemiş gibi utandım ama utangaçlığımı belli etmemek için ben de onlarla gülüyordum. 

Vitrinin önünde dikilirken anının etkisinde gülümsüyormuşum. Camın yansımasında kendimi gördüm. Biraz uzun beklediğim için yüzü asılmış genç kıza teşekkür ettim ve bastonumdan yardım alarak yürümeye devam ettim. Demek kazandibi bir tatlı adıymış ha! Çocukluk. Ne çok şey öğrenecekmişim, ne çok şey öğrenmişim, ne çok şey unutmuşum... 

Yorumlar

Popüler Yayınlar