Bu Seferki Plan

 


Bu Seferki Plan

Kapıyı çalmadan girdi yine içeri. Huysuz kadın. Bu kadında özel hayata hiç saygı yok. Elimdeki kağıtları nereye saklayacağımı bilemedim. Yorganın içine soktum. Umarım görmemiştir. Söylenmeye başlar şimdi. Yine o demir tepsi. İçindeki her şey ses çıkarıyor yürüdükçe. ''Günaydın'' dedi. ''Bugün nasılsın bakalım?'' dedi. Sanki çok umurundaymış gibi. ''İyi'' dedim. Sanki ses tonuma bütün sevimsizliğimi yüklemiştim. Onu sevmediğimi hatta ondan nefret ettiğimi bu üç harfle anlatmak istemiştim. Perdeyi çat diye açtı. Perdeden uçuşan tozlar göründü gün ışığında. Gözlerimi kapattım. Böylece onu görmeyecektim. Belki de o yokmuş gibi davransam yok olurdu. Nasılsa yakında kurtulacağız. Ahmet ile Necip bugün gelecekler ve plandaki son değişiklikleri yapacağız. 

Bir baharat dükkanım var benim. Uzun Çarşı'nın girişinde. 20 metre kare küçük bir dükkan. İçinde birçok baharat var. Hepsi şifa niyetine. Bildiğim her şeyi babamdan öğrendim ben. Ben de benim ufaklığa öğreteceğim. Çok özledim onu. Annesi geçen hafta getirdi. Bir saat kadar görebildim. Saçlarını kestirmiş annesi. Boyu da uzamış. Kocaman adam oluyor. Annesi de çok güzel. İki haftada bir geliyorlar. Yarın yine gelecekler. Gözlerimi açtığımda suratsız kadın gitmişti. Yaptığım şey işe yaramıştı.

Pencereden çıt sesleri geliyordu. Ayağa kalkıp pencereye doğru ilerledim. Ahmet ile Necip. Cama taş atıyorlar. Pencereyi açıp çıkıştım onlara. Ahmet sessiz sessiz bağırıyordu ''Gitti mi senin güzellik? Gittiyse aşağı in''. Kel Ahmet. Kendisi çirkin ya! kendinden başka herkes güzel geliyor ona. Benim muşmula surata bile aşık. Aşağı yanlarına indim.

Hava soğukmuş. İncecik kıyafetle dışarı mı çıkılır? Ama içeride de planımızı gizli tutamayız. Necip'in aklına bir fikir geldi. Kardeşi geçenlerde ona bulmaca kitabı getirmişti. Sudoku. Rakamlar yazarak oynanan bir oyun. Plan kağıtlarımızı onun arasına koyacaktık. Böylece herkes bizim sudoku çözdüğümüzü sanacaktı. Biz de planımızdaki detaylara çalışacaktık. Salondaki kuytu olan yere geçtik ben ortalarına oturdum. Ahmet sudoku kitabını çıkardı. Cebimden notları çıkaracaktım. Elimi cebime attm. Yoktu. Notlar... Ahh.. Yukarda... O muşmula surat görmesin diye yorganın içine saklamıştım. Orada unutmuşum. Ya biri gördüyse, bütün plan yatar. Gidip kimse görmeden onları almam lazım. Koşarak merdivenleri çıktım. Tam odaya yaklaştım. Kapı aralıydı. Muşmula surat içerdeydi. Yanındaki kim? Bu yeni gelen doktor. Planlar elinde. 

...''Doktor Bey, ilaçlarını artık almak istemiyor. 6 ve 7 numaradaki diğer iki hasta ile iyi anlaşıyorlar. Hala 10 sene önce yangında ölen karısının ve çocuğunun her hafta onu ziyarete geldiğine inanıyor. Sizden önceki doktor ilaç dozlarını artırmıştı ama zannediyorum ki onların da etkisi azalıyor. Elinizde ki de son kaçma girişimi planları, bir süredir takip ediyoruz. Bu sefer yakalanmayacaklarından emin''... 

Neye gülüyor bu muşmula suratlı? Planları ele geçirmiş. Aklınca beni ele geçirecek. İçeri geçip koşarak elinde planları aldım. Benden korktular. Geriye dönüp Ahmet ile Necip'e ulaşmalıydım. Planladığımız her şeyi daha öne almalıydık. Birinin beni engellediğini hissediyorum. Adım atamıyordum. Başım dönmeye başladı. Dilim uyuşuyordu. Göz kapaklarıma engel olamıyordum. Gözlerimi kapatmadan önce son gördüğüm muşmula suratlının ayaklarıydı. 

Güneş yüzüme değmiş biraz da gıdıklamıştı. Toz taneleri daha belirgin oluyordu. Metal tepsiden çıkan sesleri işittim. Havada uçuşan toz tanelerinin arkasından yine muşmula suratı gördüm. Ahmet ile Necip bugün gelecekler ve plandaki son değişiklikleri yapacağız. Bir baharat dükkanım var benim. Uzun Çarşı'nın girişinde. 20 metre kare küçük bir dükkan. İçinde birçok baharat var. Hepsi şifa niyetine. Bildiğim her şeyi babamdan öğrendim ben. Ben de benim ufaklığa öğreteceğim. Çok özledim onu. Annesi geçen hafta getirdi. Bir saat kadar görebildim. Saçlarını kestirmiş annesi. Boyu da uzamış. Kocaman adam oluyor. Annesi de çok güzel. İki haftada bir geliyorlar. Yarın yine gelecekler...

Yorumlar

Popüler Yayınlar