Otobüsler Neden Hep Kaçar?


 Otobüsler Neden Hep Kaçar?

Merdivenlerden koşarak indim. Annem arkamdan yavaş olmam için bağırıyordu. Onu dinlemedim. Okula geç kalıyordum. Devamsızlık sınırına ulaşmıştım. Doğruca otobüs durağına koştum. Otobüsü kıl payı kaçırdım. Kahretsin! Bir sonrakine yarım saat vardı. Kesin geç kalırdım. Bu yüzden başka yol bulmalıydım. Eve geri dönüp kardeşimin bisikletini mi alsam, koşsam mı? Otostop çeksem, ah nasıl güveneceğim ki…

Biri kornaya bastı. Ben kendi kendime konuşurken dışarıdan nasıl görünüyordum bilmiyorum ama pencereye doğru eğilen kişi halimi anlamış gibiydi. ‘Pardon, beni yanlış anlamayın ama sanırım otobüsü kaçırdınız, aceleniz var gibi, isterseniz yardımcı olabilirim,’ dedi. Ne bu şimdi, Hızır mı? Tanımadığım birinin arabasına binemem ya ama okula da geç kalıyorum. Hem kim bu ve bana neden yardımcı olsun ki? Kolumdaki saate baktım ve geç kalmaya devam ediyordum. Korkarak da olsa arabanın kapısını açtım. ‘Okula geç kalıyorum da,’ dedim. ‘Hangi okul?’ diye sordu. Söyledim. Biliyormuş, o da bizim liseden mezun olmuş. Hocalardan bahsetti. Ben de ona gıcık olduğum matematik hocamdan bahsettim. Yeni geldiği için onu tanımıyormuş. Konuştukça arabasına bindiğim yabancı korkusu azalmaya başladı. Konuşurken vaktin nasıl geçtiğini anlamadım. 

Okulun sokağına geldiğimizde arabadan inmek istemediğimi fark ettim. Sonra devamsızlığım aklıma gelince acilen arabadan indim. Teşekkür etmeyi unuttum. Geriye dönüp bağırdım. O da güldü. Yaptığım şey çocukça olduğu için mi gülmüştü? Arabayla gelmek zaman kazandırmış ve epey erken gelmiştim. Sınıf arkadaşlarımı bulup onların yanına gittim. Sınav haftası yaklaştığı için herkesin derdi defter notlarını tamamlamaktı. Lise son sınıf olduğumuz için öğretmenler üzerimize çok gelmiyordu ama ben üniversiteye gitmek istiyordum. O yüzden çok çalışmalıydım. 

Ertesi sabah saati yere attığım için alarm çalmamış, yine geç kalıyordum. Her sabah bunu yaşamak beni üzüyordu ama ağır uykumdan da vazgeçemiyordum. Yine otobüs durağına koştum ve sonuç, otobüsü yine kaçırdım. Artık sinirden ağlamak üzereydim ki yine o arabayı gördüm. Pencereden eğilirken gülümsedi. Ben de güldüm. Ağlamaklı ifadem birden otobüsü kaçırdığıma sevinen bir ifadeye dönüştü. Bugün de epey sohbet ettik. Sonraki günlerde de bu böyle devam etti. Artık okula her sabah Soner bırakıyordu beni. Birkaç ay sonra epey samimi olmuştuk.

Okulun son günlerine yaklaşmıştık. Karneleri alıp artık liseden mezun olacaktım. Soner mezuniyetten sonra ailesini de alıp bize gelmek istediğini söyledi, beni babamdan istemek için. Bunu duyduğuma şaşırmıştım. Onu seviyordum ama evlenmek için kendimi hazır görmüyordum. Hem bu duruma ailem ne diyecekti? Mahallede benim yaşımdaki çoğu kız liseye gidemediği için çoktan evlenmişlerdi, hatta çocuk bile doğurmuşlardı ama ben onlar gibi değildim. Ben her sabah otobüs kaçıran, uykusu ağır biriydim ve bir evi çekip çevirebilir miydim emin değildim. 

Anneme bu durumu bahsettiğimde önce olumsuz tepki verdi. Sonra yaşıtlarımın evli olduğunu düşününce daha ılıman baktığını gördüm. Durumu babama açıklamış. O da ilk başta reddetmiş. Lakin annem onu ikna etmiş. Soner'ler tanışmaya geldiler. Her şey yolunda gibiydi. Zaman çok hızlı geçiyordu. Bir anda kendimi nişanlanmış bir liseli olarak buldum. Karne günü beni okuldan nişanlım Soner almaya gelmişti. Onu seviyordum. Okumayı da seviyordum. Evlendikten sonra üniversiteye gidebilecek miydim? Bu konuyu Soner ile konuştuğumda bu konu hoşuna gitmemişti. 

Bir seçim yapmam gerekiyordu. Ya evlenip üniversite hayalimden vazgeçecektim ya da üniversiteye gidip nişanlımdan vazgeçecektim. Bu konu beni iyiden iyiye yormaya başlamıştı. Babama göre okuyup da ne yapacaktım? Soner iyi biriydi. Babasıyla birlikte kitapçı dükkanında çalışıyordu. Durumu iyiydi. İyi terbiye almıştı. Anneme göre ise ben ev kuracak tipte bir kız değildim. Bir işe yaramazdım. Hazır beni isteyen birini bulmuşken evlenmeliydim. Üzerimde çok fazla baskı vardı. Ne yapacağımı bilmiyordum. 

Üniversite sonuç kağıdım eve geldi. Sınavlara gizlice girmiştim. Kazandım. Kazanırsam belki fikirleri değişir diye ummuştum. Ne annem, ne babam ne de Soner'in fikri değişmişti. Direndim. Çok kavga ettim. Belki ev çekip çevirecek biri değildim ama hepsi ile savaşacak gücüm vardı. Savaştım. Beni seviyorlarsa böyle de sevmelilerdi.

Üniversiteye başladım. Beni caydırmak için harçlıklarımı kıstılar. Soner de benden vazgeçti. Ona beni tanıdığında lisede bir öğrenci olduğumu hatırlattım ama nafile. Karısının üniversiteye gitmesini istemiyordu. Ayrıldık. Ailem bana çok kızgındı ama bir süre sonra ikna oldular. Hem çalışıp hem okuyordum. Soner'i hep iyi hatırladım. O iyi bir insandı. Biz sadece iyi anlaşan ama farklı bakış açıları olan insanlardık. Bu şekilde evlenmiş olsak bile mutlu olamazdık ama şimdi ayrı ayrı mutluyuz. 

Yorumlar

Popüler Yayınlar